         


 |
UNUTAMAYACAKLARIMIZ...
|
Mustafa Kemâl Atatürk
1881 Selânik -1938

İSTİKLAL SAVAŞI
Mondros Mütarekesinden
sonra, anlaşmayı imzalamış olan ülkeler anlaşmanın
öngördüğü koşullara uymamışlardır. Çeşitli bahaneler öne
süren İtilaf Devletlerinin (Fransa,İngiltere ve İtalya )
Donanmaları İstanbul'a gelmiş, Adana vilayeti Fransızlar
tarafından, Urfa ile Maraş vilayetleri ise, İngilizler
tarafından işgal edilmiştir. Antalya ve Konya'da İtalyan
askerleri, Merzifon ve Samsunda ise İngiliz askerleri,
hemen her yerde yabancı subaylar, yetkililer ve ajanlar
vardır. Yine İtilaf Devletlerinin onayıyla Yunan
Ordusu'nun 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkması üzerine,
Mustafa Kemal Anadolu'ya gitmeye karar vermiş ve 16
Mayıs 1919'da, "Bandırma" isimli küçük bir tekne ile
İstanbul'dan ayrılmıştır. Mustafa Kemal, Anadolu'ya
yapacağı bu yolculuğu esnasında düşmanlarının bu gemiyi
batırmayı Planladıkları konusunda uyarılmıştır. Ama o
bundan korkmamış ve 19 Mayıs 1919 Pazartesi tarihinde
Samsuna ulaşarak Anadolu toprağına ayak basmıştır.İşte
bu tarih, Türk İstiklal Savaşının başlangıcıdır. Mustafa
Kemal bu tarihi daha sonra kendi doğum tarihi olarak da
seçmiştir.
Böylece, Anadolu'da bir
ulusal direniş dalgası oluşmuş, Doğu'da Erzurum'da da
bir hareketlilik başlamıştır. Mustafa Kemal hızlı bir
biçimde hareket ederek tüm organizasyonun başına
geçmiştir. 1919 yılının yazında yapılan Erzurum ve Sivas
kongrelerinde ulusal bir sözleşme ile ulusal hedefler
ilan edilmiştir. İstanbul'un, İşgal kuvvetlerince işgal
edilmesi üzerine, Mustafa Kemal,23Nisan 1920'de Türkiye
Büyük Millet Meclisini açarak merkezi Ankara olan yeni
ve geçici bir hükümet kurmuştur. Mustafa Kemal aynı gün
Meclis Başkanlığına getirilmiştir.
Bu sırada Yunan Ordusu da,
Çerkez Ethem'in ayaklanmasından yararlanarak ve onunla
işbirliği içerisinde Bursa ve Eskişehir yönünde harekete
geçmiştir. Ancak 10 Ocak 1921 tarihinde, düşman
kuvvetleri Batı Cephesi Kumandanı Albay İsmet İnönü ve
orduları tarafından çok ağır bir yenilgiye
uğratılmıştır. 10 Temmuz 1921 tarihinde ise, Yunan
Ordusu beş tümen ile Sakarya'ya bir cephe saldırısı
başlatmıştır. 23 Ağustos tarihinden 13 Eylül tarihine
kadar aralıksız olarak süren büyük Sakarya Savaşı
sonrasında, Yunan Ordusu yenilmiş ve çekilmeye
zorlanmıştır.Bu savaş sonrasında, Büyük Millet Meclisi
Mustafa Kemal'e Gazi ve Mareşal unvanlarını vermiştir.
Düşmanlarını ülkesinden kovmaya kararlı olan Mustafa
Kemal, 26 Ağustos 1922 sabahında, ordularına saldırıyı
başlatma emrini vermiştir. 30 Ağustos 1922 tarihinde,
tüm düşman kuvvetleri Dumlupınar'da ya öldürülmüş ya da
esir edilmiş, düşman ordularının Kumandanı General
Trikupis esir alınmıştır.
9 Eylül 1922 tarihinde
Atatürk'ün "ORDULAR! İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR,
İLERİ!..." emriyle, kendilerini kovalayan ordularımızdan
kaçmakta olan düşman kuvvetleri İzmir yakınlarında
denize dökülmüşlerdir.Olağanüstü askeri bir yeteneğe
sahip olan Mustafa Kemal komutasındaki Türk kuvvetleri
yurdu işgal etmiş olan Müttefik kuvvetlere karşı bir
İstiklal mücadelesi vermişler ve sonunda bütün
cephelerde zaferler kazanmışlardır. 24 Temmuz 1923
tarihinde Lozan Antlaşmasının imzalanmasıyla, hem bu
zafer hem de bu zaferin ürünü olan yeni Türk devleti tüm
dünyaca tanınmıştır. Mustafa Kemal, yeni, sağlam ve dinç
bir devlet kurmuştur. 29 Ekim 1923 tarihinde, yeni Türk
Devletinin idare şeklinin Cumhuriyet olduğunu ilan
etmiştir. Ve Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyetinin ilk
Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir.
|
|
NENEHATUN

TBMM,
8 kasım 1877'de Aziziye Tabyası'nı kahramanca savunan
Erzurumlu Nene Hatun'a (Kırkköz) 1953 yılında Vatani
Hizmet Tertibi'nden 170 lira maaş bağladı.Erzurum'da
doğdu. 98 yıl Erzurum'da yaşadıktan sonra yine
Erzurum'da, zatürree hastalığı nedeniyle hayata veda
etti. Ölümünden üç ay önce Türk Kadınlar Birliği
tarafından yılın annesi seçilmişti.
Tarihte 93 Harbi olarak
anılan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında,
Erzurum'daki Aziziye Tabyası'nın savunulmasında
kahramanca çalıştı. Mücadeleye, küçük yaştaki oğlunu ve
kızını evde bırakarak katılmıştı. O sıralarda 20
yaşlarında genç bir gelindi.
7 kasım 1877 gününün gece
yarısında, bölge halkından olan Osmanlı vatandaşı Ermeni
çeteleri Erzurum'un Aziziye Tabyası'na girmeyi
başarmışlardı. Tabyayı koruyan Türk askerlerini
öldürdüler.
Arkadan gelen Rus
askerleri, hiçbir mukavemetle karşılaşmaksızın tabyayı
ele geçirdi. Baskından yaralı olarak kurtulmayı başaran
bir er, şehir merkezine ulaşıp kara haberi Erzurumlulara
ulaştırdı.Sabah camilerden halka duyuru yapıldı. Haber,
Erzurum halkı tarafından, vatan savunması için emir
telakki edildi. Silahı olan silahını, olmayanlar balta,
tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak
Tabya'ya doğru koştu.Tüm Erzurum halkı yollara
dökülmüştü. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan
bir taze gelin de vardı. Ağabeyi bir gün önce cepheden
yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti.
Erzurumlular ölüme
gittiklerini bildikleri halde Aziziye Tabyası'na doğru
koşuyordu. Tabyaya yerleşmiş olan Rus askerleri,
gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda şehit
oldu. Arkadakiler, geri çekilmek yerine daha bir kararlı
olarak ileri atıldı.
Demir kapılar kırılıp içeri girildi ve savaş başladı.
Silahlı Rus ordusu, baltalı-tırpanlı, taşlı-sopalı
eğitimsiz halk karşısında ancak yarım saat tutunabildi.
2 bin 300 Moskof öldürülüp, Tabya geri alındı. Türkler,
bin kadar şehit vermişlerdi. Vatan için o gece başlayan
mücadelesi, Kurtuluş Savaşı'nın sonuna dek sürdü.
Erzurum'un her karış toprağında cephane taşıyarak,
yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su
dağıtarak, hizmetten hizmete koşarak destanlaştı.
|
|
|
|
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Hiç
Unutulur mu,Daha Genç Yaşta Vatanları Uğruna Aç Susuz
Savaşıp Genç Yaşta Şahadet Şerbetini içip "ŞEHİT
OLANLAR"
"TÜRK
ÇOCUKLARI ECDADINI TANIDIKÇA,
ONA SAHİP ÇIKTIKÇA YİNE ÇOK BÜYÜK İŞLER YAPACAKTIR. "
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
|
|
11
YAŞINDA VATAN İÇİN ÖLEN YİĞİTLER

Çanakkale
ve İstiklal Savaşı'na katılan çok sayıda çocuk, vatan
savunmasında destan niteliğinde kahramanlık örnekleri
sergileyerek, "meçhul çocuk askerler" olarak Türk
tarihinde yerini aldı. Selçuk Üniversitesi Eğitim
Fakültesi Tarih Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr.
Nuri Köstüklü, Türk milletinin vatan savunması verdiği
dönemlerde erkek ve kadınlar kadar çocukların da çok
önemli görevler üstlendiğini söyledi. Türk çocuklarının
milli bir sorumluluk şuuru içinde gösterdikleri
fedakarlıklar, çektiği çileler ve eziyetlerin tam olarak
bilinmediğini vurgulayan Köstüklü, Anadolu'nun hemen her
köşesinde, özellikle işgal gören yörelerde, çocukların
da bir destan niteliğinde kahramanlık örnekleri
sergilediğini anlattı. Çocuk askerler üzerine bir
araştırma yaptığını ve elde ettiği bilgileri bazı
seminerlerde sunduğunu dile getiren Köstüklü, bunlardan
bazılarını şöyle sıraladı: "Antep savunmasında Kebapçı
Said Ağa'nın oğlu küçük Mehmet, Şahin Bey'in oğlu Hayri,
şehit Yolağası'nın oğlu Mehmet Ali gibi 11-12
yaşlarındaki çocukların özverisi göz yaşartıcı
boyuttadır. Bu çocuklar Arslan Bey'in başında bulunduğu
milis kuvvetlerinin içinde diğer Kuvayi Milliyeciler
gibi silahlı olup yeri geldiğinde çatışmalara katıldılar
ve çoğu zaman da istihbarat hizmetinde bulundular
|
|
SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ UNUTULMADI..!

Sarıkamış Harekatı'nda şehit olan 90 bin asker anısına
Allahuekber Dağlarında her yıl Şehitlerimiz yad
ediliyor.
''Bu vatanın her karış toprağında canını veren
şehitlerimizi kanı vardır. Sarıkamış Harekatı'nda büyük
kahramanlık örneği sergileyerek şehit olan
askerlerimizin anısını hep birlikte yad ediyoruz.
Şehitlerimizin sahipsiz olmadığını görmenin de
mutluluğunu yaşıyoruz.''
|
|
BU VATANA HİZMET EDEN VE BU VATAN
İÇİN ŞEHİT OLANLAR UNUTULUR MU...!
ÖZCAN IŞIK (İL TEMSİLCİSİ) |
| |
|